Öte alem…

Allah senden razı olsun. Artık öte alemle ! küsüm dediğim bir noktada, oldukça enteresan bir şekilde kitabını bir arkadaşım tavsiye etti. İlk okumam adeta su içer gibiydi. Saatlerce, başımı kaldırmadan, yemek yemeden, kana kana satırlarını içtim desem herhalde abartmış olmayacağım. Şu an itibariyle 5. kez okuyorum ve her okumamda yepyeni açılımlara sebep oluyor. Herkeste olduğu gibi ben de Levh-i Mahfuz’un yarattığı sarsıntıyı ve ardından gelen yepyeni keşiflerimi başkalarıyla paylaşmak için yanıp tutuşmaya başladım. O kadar çabalamama, kendimi parçalamama rağmen insanların nasıl olup da bu kadar kendilerini kapattıklarına inanamadım. Rabb’im en doğrusunu bilir elbet, herkesin bir vakti var. Bu çabalama günlerinde karşı fikirlerle karşılaştım doğal olarak, düşünmekten korkan, yeni fikirlerden ödleri korkan insan frekansı zaten yeni yeni tutunmaya başladığım bu taptaze fidan dalına, kırmak için elini uzattı. İncindim, üzüldüm, şüphelere kapıldım, yanıt aradım ve yanıt gelmekte gecikmedi. Levh-i mahfuz’la geçen bir gecenin derinliğinde, rüyamda mukatta harflerinin bir başka sırrına vakıf edildim. Mim harfinin son’a olan açılımı, “daha önce hiç görmediğim, bilmediğim” şekilde öğretildi… Denildi ki Levh-i Mahfuz Hak’tır ve sahibi de mecnun değildir! Uyandım, nefes nefeseydim. Şüphe şeytanı her daim uyanıktı, acaba diye sordu görevi gereği. İşte o anda, tam da o anda güzel İslam’ın coşkulu sesi çınladı odamın duvarlarında. Sabah ezanı okunuyordu….. Allah yolunu açık eylesin kardeşim, daha önce başka bir kardeşimin dediği gibi: Hücrelerimiz Hazır OL! dadır ve hep yanındayız

No Comment

Yazı yazın