Öncesi ve sonrası…

farkettim ki, hayatımda “Levh-i Mahfuz’dan öncesi” ve “Levh-i Mahfuz’dan sonrası” şeklinde ayırabileceğim bir kesit, bir dönem oluşmuş.
“Levh-i Mahfuz’dan öncesi”; doğruyu yanlıştan ayırt etme konusunda kafam karışıktı. İyi kitap okuruydum. Edebiyat dergileri ve kitaplarının ardından, kişisel gelişim kitapları okuyordum. Fakat hepsi birbirine benziyordu. Çoğu Amerikan yazarlarının tavsiyelerini içeriyordu. Joe ve Mary’nin terapi seanslarıydı… Bizim kültürümüzden uzaktı. Kendimden, hayatımdan bir şeyler bulmakta zorlanıyordum. Bu kafa karışıklığını “spiritüel kitaplar” okuyarak berteraf etmek istesem de, birbirini tekrarlayan; madde dünyasında kazanmaya yönelen “girişimci ruh”ların yazdığı kitaplardı bunlar. Gerçekten samimi yazarlar bulmakta zorlanıyordum. Bulunca da peşlerini bırakmıyordum. Türkçe Kur’an okumayı denesem de, devam edemiyordum. Tasavvuf derdime derman olma oldu bu süreçte. Kendimi tam olarak yenilenmiş hissetmiyordum; bir şey vardı, eksik olan. Bugünün yaşantısıyla frekans ayarı istiyordum. Bir rock dinleyen olarak, kendimi güncellemek, yenilemek istiyordum. Ruhumun açlığını doyurmak; samimiyetine güvendiğim bir deryaya dalmak istiyordum. Yazıyordum, okuyordum, arıyordum; Tanrım, durmadan kitap alıyor, bir hevesle başladığım kitapları bir kenara bırakıyordum. Bu da değil… Bu da değil… Kendimden sıkılmıştım artık. Okuduklarım heyecan vermediği gibi, beni kendi dünyasına çekmiyordu… Ta ki, “Levh-i Mahfuz”a kadar. Levh-i Mahfuz, özümle, yaradan sevgisiyle tanıştırdı beni, gerçek anlamda. Onunla uyudum, onunla uyandım. (Hatta bir keresinde, sabah uyandığımda, elimden düşmeden o koca kitabın nasıl kalabildiğine hayret ederek uyandım) Kur’ana, İslam’a iman ettim. Sıcak, sımsıcak, saflık, arınmışlık buldum içinde. Sevgi, merhamet, şefkat. Akıl, sağduyu. Ve özgürlük. Nefes alırken, daha bir rahat nefes alıyor, özgürlük duygusunu içimde hissediyordum. Levh-i Mahfuz, bir devrimdi. Onu her yerde, herkesle paylaşmaya başladım. Kaç defter aldım ve kaç deftere her biri derya olan satırları kaydettim bilmiyorum. Hala yazıyorum, çiziyorum, su gibi onu içiyorum. Kimbilir, ne çok nesil yararlanacak ve kendini bulacak Levh-i Mafuz’da. Kimbilir, nerelere uzanmakta, kimlere şifa olmakta? Levh-i Mahfuz, bizim bilgeliğe taşıyacak, olgun insan yapacak olan kitaptır. Kur’anın, İslam’ın, yeni çağın, hepimizin vizyonudur. Değerini bilen bilir, henüz bilmeyenler mutlaka bir gün öğrenir. Şükürler olsun sana, yaradanıma, her şeye.

No Comment

Yazı yazın